31 Aralık

Bizim evde 31 Aralık günleri oldum olası aynıdır. Akşam olunca annem büyük bir sofra kurar. Biz de tıka basa yedikten sonra hiçbirimiz aslında pek de eğlenmediğimiz halde adettendir diye tombala oynarız. Televizyonda Amerikan çocuklarının Noel Baba’yı beklediği klişe filmlerden biri döner durur. Bense her yıl olduğu gibi neden yılbaşı ile noeli karıştırdığımızı sorgular bir yandan da bu tür mucizeler niye bize hiç uğramaz diye haset duyarım.

31 Aralık akşamını yine her yıl olduğu gibi gece yarısına kadar ayakta kalma mücadelesi ile geçirdik. Yeni yılın ilk dakikalarında birbirimize mutlu ve sağlıklı bir yıl geçirmeyi diledik ve uyumak için odalarımıza çekildik.

Bahçeye açılan kapıdan gelen tıkırtı sesleri ile uykumdan uyandım. Odamın kapısını aralayıp neler olup bittiğine bakmak için kafamı hafifçe dışarı çıkardım. Bahçe kapısından içeri üzerinde aynı filmlerdeki Noel Baba gibi kırmızı bir kostümü ve uzun beyaz sakalları olan bir adam girdi. Omzundaki beyaz bohçayı yere indirip içerisinden bir fener çıkardı ve etrafa bakınmaya başladı. İşte beklediğim mucize bu kez bize gelmişti.

Annemlerin odasının tam önünde durup bu kez bohçasından büyük bir bıçak çıkardı. Benim odamı aradığını biliyordum. Ona kendimi göstermek “İşte buradayım Noel Baba” demek istedim ama izlediğim filmlerden Noel Baba ile karşılaşmamam gerektiğini öğrenmiştim. Yatağıma geçip sessizce yanıma gelişini bekledim.

Biraz sonra Noel Baba elinde kanlı bir bıçak ile odama girdi. Uyumadığımı fark etmiş olmalıydı. Gözlerimin tam içine baktı ve gülümsedi. Ho ho ho!

Reklamlar