Her Gün Birkaç Dakika

4 yorum

“Doruk noktalarının arasında hiçbir şey yapmadığın boşluklar olmalı. Yatağa uzanıp tavanı seyret. Bu çok, çok önemlidir… Hiçbir şey yapmamak, çok çok önemli. Ve bu çağdaş toplumda kaç kişi yapıyor bunu? Çok az. Bu yüzden herkes kaçık, saldırgan, öfke ve nefret dolu.”– Charles Bukowski 

Uzun yıllardır her gün yapmaktan keyif aldığım şeylerden biridir günün birkaç dakikasını kendime, yalnızca kendime ayırmak. Herkesin ritmine, vücut saatine en uygun kendini en zinde hissettiği bir zaman dilimi vardır gün içerisinde. Çoğu insanın aksine benimki gece veya sabaha karşı olan saatlerdir. Elin ayağın çekildiği, geceye sessizliğin hakim olduğu zamanlarda yaptığım her iş, yazdığım her yazı ayrı bir siner içime. Çoğu zaman ertesi gün yapmam gereken şeyler olduğundan gece uyumak zorunda kalırım gerçi fakat yine de kendime ayırdığım o zamandan hiç çalmam.

Aşağı yukarı beş on dakika hiçbir şey yapmadan otururum. O günkü ruh halime göre bu sürenin uzadığı da olur. Ne iş yaparsam yapayım bana iyi geldiği için gün içinde zaten çok sık enstrümental müzik dinlerim, bu yüzden kendime ayırdığım zamanlarda da arkada hep bir piyano olur.

İster meditasyon deyin isterseniz hiçbir ismi olmasın kendinize ayırdığınız bu küçük zamanın. Benim için şahsen herhangi bir ismi yok ve bence insanı rahatlatan kısmı da tam olarak bu. Sürekli bir koşuşturma içerisindeyiz. Size oluyor mu bilmem ama çoğu zaman günlük vazifeler esnasında dalgalı bir denizde hayal ederken buluyorum kendimi. Sanki hırçın dalgalar beni oradan oraya sürüklüyor ve ben bu hengameden boğulmadan kurtulmaya çalışıyorum. Bazen eve gelip oturmak, bir kitap okumak ya da bir film izlemek bedenen beni rahatlatmış gibi gelse de ruhuma yetmiyor. İşte özellikle böyle durumlarda kendime ayırdığım o birkaç dakika adeta deşarj olmamı sağlıyor.

Peki size ne huzur veriyor?

4 comments on “Her Gün Birkaç Dakika”

  1. OKYANUS

    Sen, beni asla üzmezdin
    Bir bakışımdan anlardın
    Canımın sıkkın olduğunu
    Konuyu değiştirirdin
    Moda olduğundan bahsederdin
    Renkli kıyafetlerin
    Hep siyah giymeme içten içe kızardın
    Sonra da siyahın asaletinden bahsederdin
    Moral aşılardın bana,
    Seninle kendimi güçlü hissederdim..

    Hiç bir engel tanımazdın
    Asla, geri adım atmazdın
    Öğrenmek için gerek yoktu
    İlla ki bir öğretmene
    Aşk’ın ne demek olduğunu
    Sana ne zaman sorsam
    Bana anlatmazdın ama olsun
    Ben çalışkan bir öğrenciydim
    Uykusuz kaldığım gecelerde
    Aşk’ın ne demek olduğunu senden öğrendim..

    Aşk, engelleri yıkmaktı
    Hayat engellerle doluydu
    Yıkıp yerle bir edecekti hayatımızı
    Ama olsun, hayat bir oyundu
    Aşk’sa en güzel sahnesiydi
    Aşk cesur olanların işiydi

    Aşk, elimizden kayıp gitti
    Paramparça oldu
    Ben kalanlarla yetinmeyi öğrendim
    Aşk’tan kalan duygularla
    Yaşamak zordu,
    Zorluklarla baş etmeyi senden öğrendim..

    Sevmeyi, paylaşmayı ve yetinmeyi
    Sen gidince kendime liman edindim
    Şimdi yelken açıyor ruhumda bir gezgin
    Daha huzurluyum şimdi, biraz daha asi
    Sen yine aynı denizsin belki,
    Ben okyanusa açılmayı senden öğrendim..

    Liked by 1 kişi

    1. Henüz yeni uyandım ve pencereden bakıp kar yağdığını görmeye başladım, içim sevinçle doldu. Tam da üzerine sizin bu yorumunuzu okudum. Çok güzel denk geldi 😊

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s