Mükemmellik Sorunu

Son zamanlarda çevremizde sıklıkla duymaya başladığımız popülerleşen bir kelime “mükemmelliyetçilik”. Kimileri bununla pozitif bir vasıfmışçasına övünürken, kimi zaman da erişmek istediği hedef uğruna kendini fazla yıpratan biri için “aşırı mükemmelliyetçi” denildiğini duyabiliyoruz. Peki aslında mükemmelliyetçi olmak nedir?

“En parlak yıldızda bile karanlık lekeler bulunur.” – Charlotte Brontë

Her şeye erişimin geçmiş yıllara göre çok daha kolay olduğu günümüzde bilgi edinmek bakımından önceki nesillere kıyasla büyük bir avantaja sahipken, bir yandan da sahip olduğumuz her şeyin yetersizleştiği bir dünyaya sürükleniyoruz. İşte mükemmelliyetçilik zihniyetini doğuran da tam olarak bu yetersizlik duygusu. İnsanın kendisi için ulaşılması güç beklentiler içerisine girmesi ve bu beklentilerin gerçekleşmeyeceğine dair büyük bir endişe içerisinde yaşaması. Tabii bu mükemmelliyetçiliğin bir yüzü, öteki yüzünde ise ailenizin, sosyal çevrenizin sizi içerisine sürüklediği hedefler var.

Çocukluk döneminde başlayan derslerinde iyi olmak, sınavlarından çok yüksek notlar almak, toplumun gözünde “başarılı” diye sınıflandırılabileceğin mesleklerden birini seçmek hatta yine aynı kurallara uygun bir evliliğe sahip olmak derken tüm hayatımız boyunca bunlardan birinin eksikliğinden duyduğumuz endişe ile yaşıyoruz. İnsanın kendini tanıyarak, kendine en uygun seçenekler ile mutlu olabildiği bir hayat yavaşça gerilerde kalıyor. Ben çocukken sınıfımda henüz 10 yaşında olan bir çocuğun sınıf başkanı seçilemediği için yaşadığı ufak çaplı sinir krizini hatırlıyorum. İnsanlar tarafından “azimli” diye adlandırılan ve görmezden gelinen bu durum aslında gerçekten sağlıklı mı?

“Mükemmellik peşinde olmak, insan ruhuna musallat olabilecek en tehlikeli hastalıklardan biridir.”  – Paul Watzlawick

Mükemmelliyetçilik aslında bir kusursuzluk arayışıdır, yani var olmayan bir kavram peşinde harcanan bir hayat ve her insanın giderek tek tipleşmesi. Lisedeyken çok sevdiğim bir öğretmenim bize “bazen sizi süt dolum şişeleri gibi görüyorum” demişti. Her gün aynı saatte fabrikaya geliyoruz, aynı işlemlerden geçiyoruz ve aynı kalite standartlarına tabi tutuluyoruz. Oysa bizi özel kılan şey her birimizin eşsiz olması değil miydi?

Foto: Shutterstock

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s