Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Kitap okumayı ve kitaplar hakkında yazmayı çok seven biri olarak “kitap okuma alışkanlığı” üzerine bir yazı yazmaya karar verdim. Aslında ben kitap okumanın çok kişisel bir zevk olduğuna inananlardanım bu yüzden de bu konu hakkında verilebilecek her tavsiyenin fazlasıyla sübjektif olduğunu düşünüyorum. Yine de size kendi deneyimlerimden yola çıkarak naçizane birkaç tavsiye vermek istiyorum.

1- Kitabı kendiniz için okuduğunuzu unutmayın. 

Bir kitap okumaya başlamanın ilk adımı kitap seçimidir. Okuyacağınız kitabı seçerken “Ben bu kitabı Instagram’a da atarım bari Dostoyevski’den Suç ve Ceza ile başlayayım ki havalı görünsün.” gibi düşüncelerin zihninizi ele geçirmesine izin vermeyin. Klasikleri okumak ve onları tanımak güzeldir, önemlidir fakat her kitapsever klasik okur diye bir kaide yok. Kitap seçimlerinizi başkalarının düşüncelerine göre değil kendi zevklerinize göre yapın. Bilim kurgu hoşunuza gidiyorsa o türden bir kitapla başlayın mesela. Kitap okumayı bir alışkanlık haline getiren en önemli şey onun okuyucusuna zevk veriyor olmasıdır. Sırf başkalarının kriterleriyle daha havalı veya daha entel görünmek adına size zevk vermeyen şeyleri okumak için zorlamayın kendinizi.

2- En kalın kitap en iyi kitap değildir. 

Kitap seçimi yaparken çevremdeki pek çok insandan duyduğum bir diğer cümle de şudur: “O kitap ne öyle kısacık, çocuk kitabı gibi.” Çocukluğumdan beri uzunuyla kısasıyla binbir çeşit kitap okumuşumdur. Bugüne kadar beni en derinden etkilemiş kitapların büyük bir çoğunluğu 200 sayfayı geçmeyecek uzunluktaydı. Hatta blogumu takip ediyorsanız Stefan Zweig’ı ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Onun çoğu kitabı da 50-60 sayfalık bir günde okunup bitirilebilecek uzunluktadır. İçeriğine baktığınızda da bir sürü 400-500 sayfalık kitaptan çok daha yoğun ve doyurucudur. Yani kalın kitap takıntınız olmasın. Kitap eleştirileri yaparken kitap uzunluğu hep dikkate aldığım bir etkendir. Bir kitabın sayfa sayısı yüksekse (özellikle Stephen King kitapları çoğu zaman 700 hatta 800 sayfa olabiliyor) anlatılan hikayenin benim için çok üst düzeyde ilgi çekici ve akıcı olması gerekiyor. 200-300 sayfasını atlamak istediğim bir kitaba diğer her şey çok iyi de olsa güzel bir eleştiri yapmam mümkün değil. Eğer okurken sizi çok sıkan bir kitap varsa elinizde kendinizi sakın zorlamayın ve o kitabı elinizden atın.  

3- Her gün belirli bir zaman dilimi ayırın.

Saatler ayırarak başlamanıza gerek yok. Kitap okumaya yeni başlayan biri için bir kitaba saatler ayırmak o kitap çok ilgi çekici olmadığı sürece zordur. Her gün 15 dakika bile ayırsanız zamanla o sürenin kendiliğinden uzayacağını fark edeceksiniz. Fakat dizi izlerken reklam arasında şu 15 dakikayı bitireyim şeklinde olmasın bu zaman. Kendinizi telefondan, internetten, televizyondan uzaklaştırın. Nerede rahat ediyorsanız oraya geçin ve 15 dakika boyunca yalnızca kitabınıza odaklanın. Kitap okuduğunuz zamanları kendinize ayırdığınız güzel anlar olarak gördüğünüzde okumaya olan bakışınız çok değişecektir.

Bir sürü insanın metroda, otobüste yolculuk ederken kitap okuduğunu görmüşsünüzdür, bu benim de yapmayı çok sevdiğim bir şeydir fakat yine de kitap okumaya yeni başlayanların günlük kendilerine ayırdıkları o zaman dilimini bu şekilde kullanmalarını tavsiye etmiyorum, çünkü etrafınızda dikkatinizi dağıtabilecek şeyler varken okumak çok da kolay bir eylem değil. Bu yüzden siz önce ortamı kendinize uygun hale getirin, zamanla siz her ortama uygun hale geleceksiniz.

4- Teknolojiden yararlanın. 

Aslında sosyal medyanın ve gelişen teknolojinin okumayı olumsuz etkilediğine inanıyorum fakat yine de size motivasyon verebilecek bir uygulama var. Goodreads

Okuduğunuz kitapları ekleyerek, her ilerleme kaydettiğinizde bunu güncelleyerek sanal bir kitaplık oluşturuyorsunuz kendinize. Kitaplar hakkında yorum yapabiliyor, onları puanlayabiliyorsunuz. Ayrıca arkadaşlarınızı ekleyip onların da okudukları kitapları görebiliyorsunuz. Not tutarken renkli kalemler kullanınca insan daha bir özenerek yazar ya işte bu uygulama da öyle bir nevi insanın motivasyonunu arttıyor. Ayrıca bu uygulama ile kendinize yıllık bir kitap hedefi koyabiliyorsunuz. Ben Ağustos ayında başladım kullanmaya ve kendime 2017 sonuna kadar biraz abartarak 36 kitap hedefi koydum. Öncesinde okuduklarımı eklemekle uğraşmadım ve bu hedef bu sene belli ki bitmeyecek. Fakat bir önemi yok. Yani o hedefe ulaşacağım diye de sakın incecik kitapları doldurup öylesine okumayın. 🙂 Tüm bunlar yalnızca size kitap okuma hevesi versin diye yaptığınız güzel oyunlar olsun, kitap sayısı gibi hırslarınız hiçbir zaman olmasın çünkü bu işte önemli olan nicelik değil niteliktir.

Goodreads’te ben de varım! Neredeyse hiç arkadaşım da yok, çünkü etrafımda Goodreads kullanan yok. Arkadaş olmak isterseniz işte hesabım:

Goodreads Hesabım

Umarım yazım sizlere yardımcı olur. Sizlerin de kitap okuma alışkanlığı edinmek için yaptığınız şeyler varsa yorum olarak bırakırsanız sevinirim. Hepinize iyi okumalar!

8 thoughts

  1. Biz de daha iki gün önce eşimle bu konuyu konuşuyorduk. Çocuklara kitap okumayı sevdirmek mesleğimizin bir parçası ve elimizden geleni yapıyoruz. İşin daha zor kısmı ise büyüklere kitap okumayı sevdirmek. Ebeveynleri etkileyebilsek çocuklara kitap okutmakta daha az zorlanırız. Tabii bu veli için değil sadece. Çevremizde de daha çok okuyan ve daha kaliteli tartışmalar gerçekleştirebileceğimiz insanlar olmasını düşlediğimizden. Ayrıca, başkalarına okumayı sevdirmeye çalışırken çok yakınınızdakilerin okumadığını görmek biraz ironik oluyor. Evet, maalesef buna öğretmenler de dahil.
    Yani bir yetişkine kitap okuma alışkanlığı nasıl kazandırılır diye tartıştık biraz. Üstüne bu yazıyı görmek çok hoş geldi. Sanki birlikte konuşmuşuz gibi.
    Elinize sağlık.

    Liked by 2 people

    1. Yetişkinler için okuma alışkanlığı kazanmak maalesef kolay değil. Etrafımızda televizyon, internet gibi sürekli dikkatimizi dağıtan ve saatlerimizi su gibi harcayabildiğimiz şeyler yetişkinlerin büyük bir kısmı için çoktan alışkanlık olmuş durumda. O alışkanlıktan kurtulmadıkları sürece zihinlerine kitap okumaya ayıracak zaman olmadığı inancı yerleşiyor. Kitap okumayı bir alışkanlık haline getirmeye niyetlenip internette bu cümleye bakmak bile önemli bir başlangıç aslında. Öğretmenler ellerinden geleni yapsalar da çocuğun evde gördüğü de çok önemli tabi. Her gün kitabın okunduğu bir evden okumayan bir çocuk çıkma olasılığı ne kadardır bilemedim. Umarım herkes bir gün kitap okumanın değerini anlar. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Liked by 2 people

  2. İkinci Dünya Savaşı sırasında geçermiş gibi yazılan “Catch 22″da şöyle bir şey anlatılır: “Buralarda bir savaş uçağı pilotu olup bombardımana katılmak için aklını peynir ekmekle yemiş olmak gerekir. Ancak, aklını peynir ekmekle yemiş biri muayeneden geçemeyeceği için asla savaş pilotu olamaz”. Kitap buna benzer açmazlar, paradokslarla dolu… Yazınızı okuyunca bunun aklıma gelmesi rastlantı değil. Bu yazının hedef kitlesini oluşturan “kitap okuma alışkanlığı olmayan kişi”, “Dil ve Edebiyat” adlı blogtaki bu yazıyı okuma olasılığı en düşük kişi olmalı. : )
    Tabii, bu “ağzınıza / kaleminize / klavyenize sağlık, ne güzel yazmışsınız” dememe engel değil. Selamlar,

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s