Mutluluk Felsefesi

Bazı kitaplar vardır iki saatte 200 sayfa okuyabilirsiniz. Kimi kitaplar ise her cümle üzerinde uzun uzun düşündürür sizi. İşte bugün öyle bir kitabı okumaya başladım. Daniel Klein’a ait “Her Keşfettiğimde Değiştiriyorlar Hayatın Anlamını” isimli kitabı okuyorum. Beni felsefi bir yolculuğa çıkaran bu kitap bir sürü filozofun çeşitli konulardaki aforizmalarıyla dolu. Kitap bittiğinde zaten yorumu gelecek fakat okurken sizi de kendimle beraber bu felsefi yolculuğa çıkarmaya karar verdim ve ilk aforizmayla başlıyorum.

“İsteyipte sahip olamadığın şeyler için mutluluğu mahvetme. Düşün, bugün sahip oldukların bir zamanlar hayalini kurduklarındı.”-Epikür, Yunan filozof, Hedonist

Mutluluk üzerine çok düşünmüş bir filozof Epikür. Bu aforizması üzerinden anlaşılabilecek iki temel şey var. Birincisi bir şeylere sahip olmanın hayalini kurarken sahip olduğumuz şeylerin kıymetini küçümseyebiliriz. İkincisi ise bir şeylere sahip olmak istemenin sonu yok, çünkü sakince düşünürsek hayatımız boyunca hep bir şeyleri istediğimizi ve onlar gerçekleşince de yeni şeyler istemeye başladığımızı fark edebiliriz.

Peki böyle düşünebilmek bize ne kazandırır? Özellikle insanların hep daha fazlasını istediği ve mutluluğun istenilen şeylere erişmeyle doğru orantılı ilerlediği günümüzde sahip olduklarımıza daha fazla değer vermenin ve onların da önceleri hayalini kurduğumuz şeyler olduklarını unutmamanın bize mutluluk getirebileceğine inanabiliriz.

Epikür diğer pek çok filozoftan farklı olarak savunduğu felsefi kurallara bağlı bir şekilde yaşamını sürdürmüş. Kendini dünyevi zevklerden uzak tutmuş, evlenmemiş hatta her gün aynı yemekleri yemiş, yani kendini en basit bir yemek zevkinden bile uzakta tutmuş. Yeni zevkler tatmanın insana yeni arzular getirdiğine inanarak bir nevi küçük bir dünya yaratmış kendine ve orada mutlu olmuş. Onun yaşamı tabi ki alışılagelmiş bir tarzda değil. Fakat öğretileri aslında herkesin hayatına uygulayabileceği şekilde.

Yine kitapta geçen çok sevdiğim bir bölüm vardı.

“Çocuklarımızı hep mükemmelliyetçi olmaya itiyoruz. Oysa ki mükemmelliyetçiliğin tek sonucu kendimizi ve yapabildiklerimizi en iyi duruma getirebilmek için sürekli nedenler aramak.”

Yaptığımız işler için gerçekten emek vermek ve elimizden geldiğince ortaya iyi bir iş çıkarmaya çalışmak her insanda olması gereken erdemlerdendir. Fakat bir insan gerçekten “en iyi” olabilir mi? Yahut bir işi “en iyi” şekilde yapabilir mi? Mükemmelliyetçi zihniyetin insanı içten içe kemirip ona hastalıklı bir “en iyi” arzusu vermesi de işte bundandır. Biz elimizden gelenin “en iyisi” ile “en iyi”yi karıştırır bir hale geldik. Maalesef mükemmelliyetçi zihniyet, insanın var olmayan bir şeye ulaşma arzusundan başka bir şey değil. Bu da bizi aslında başlangıçta kullandığım aforizmaya götürüyor. Neye sahip olacağımıza değil de neye sahip olduğumuza odaklanarak mutluluğu yakalayabiliriz.

“Biz kendimizi hep hayata hazırlıyoruz, fakat hayatı hiç yaşamıyoruz.”

Kitabı okumayı düşünenler için: Kitaptan alıntı yapmış olduğum cümleler orada daha farklı geçiyor olabilir. Kitabı Almanca dilinde okuduğum için buraya yazarken Türkçe çevirisini kendim yapıyorum. Anlam aynı olsa da farklı cümleler görünce şaşırmayın.

Ayrıca Epikür’ün felsefesi hakkında daha fazlasını merak ediyorsanız yine aynı yazara ait daha önce yorumlamış olduğum bu kitabı okumanızı öneririm.

Filozofun Mutluluk Seyahatnamesi – Daniel Klein

Foto: br.de

2 thoughts

  1. Selam,
    Hiç bir zaman 2 saatte 200 sayfa okuma hırsım olmadı.
    Ya da en son listelerde çok trend olan ergen kız – olgun iş adamı aşkını anlatan romanlara da merak salmadım.
    Belki de hiç kitap okumazdım,
    Hiç şiir yazmazdım,
    Hiç yalnız yolculuğa çıkmazdım
    Eğer felsefeyi tanımamış olsaydım,
    Böyle bir cümlesi bir gün düşündürecek kadar
    Beni etkileyen düşünürleri, yazarları okumamış olsaydım.

    “İsteyipte sahip olamadığın şeyler için mutluluğu mahvetme. Düşün, bugün sahip oldukların bir zamanlar hayalini kurduklarındı.”-Epikür, Yunan filozof, Hedonist

    Epikür ‘ün hayatı yaşayış biçimi büyük ölçüde benim 86 yaşında ve hala her gün aynı peyniri, domatesi (tabi ki yazın) kışın da tereyağı ve salçayı yemekten bıkmayan, aslında sade yemek tarzıyla hayatındaki sadeliğin güzelliğini de bana öğreten benimle aynı ismi taşıyan anadoluda batı egede ufak bir köyde tek başına yaşayan dedeme çok benziyor.

    Demek ki insan gördüğü örnekleri örnek alarak ilerliyor.
    Ya da tabi ki öğrenmeye kendini kapatmış ve mutsuz olmak bir alışkanlığı olmuşsa en iyi örnekler önünde olsa bile dönüp bakmıyor…

    Yine güzel bir felsefi yazıydı, teşekkür ve sağlıcakla..

    Liked by 4 people

    1. Bahsettiğiniz tarzdaki kitaplara kitap bile demek istemiyorum aslında ama yine de gerçek romanlar, hikayeler bir yana felsefe bir yana. 😊 Ben de okuma ve yazma sevgimi büyük ölçüde felsefe sayesinde kazanmış olanlardanım. Sizi iyi anlıyorum.

      Epikür’ün yediği yemeklerle ilgili bölümü okurken benim de aklıma ilk anneannelerimiz dedelerimiz geldi açıkçası. Onların zorlu hayat koşullarına rağmen bizden çok daha mutlu bir hayat sürmüş olmalarının sebebi aslında Epikür’ün inandığı gibi beklentilerini ve isteklerini küçük tutmaları ve sahip oldukları her şeye değer vermeleriyle ilgili olmalı.

      Ne mutlu gözleri henüz bu tür güzellikleri göremeyecek kadar kapanmamış olanlara. 😊

      Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s