Ekim Ayının En Korkunç Kitap ve Film Önerisi 

Sonbaharın en güzel hallerinin yaşandığı Ekim ayında Cadılar Bayramı ile ilgili süslemeleri de etrafımda sıklıkla görmeye başlayınca kendimi “korku” temalı olan her şeye daha bir meraklı buldum. Normalde de sağlam bir korku severimdir fakat kendimi uzun bir süredir klasikleri okumaya adamıştım. Ekim ayını ise korku romanları okuyup, korku filmleri izleyerek geçirdim desem yeridir.

“Korku” ortası olmayan bir temadır. Kimileri için bir tutku diğerleri içinse hiç sevilmeyen ve neden sevildiği anlaşılmayan bir tür… Korku türündeki eserleri hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde okuduğunuz ve izlediğiniz şeylerin korku seviyesinden kolayca tatmin olamayacak bir hale geliyorsunuz. Bense bu ay içerisinde beni gerçekten etkilemeyi başarmış bir kitap ve bir film bulmayı başardım.  Bu sebepten bu yazımda sizlere Ekim ayı içerisinde şu ana kadar okumuş olduğum en etkileyici kitabı ve en korkunç filmi paylaşmaya karar verdim.

En korkunç kitap Alman bir yazar olan Sebastian Fitzek’e ait “Das Paket”. Bu kitap hakkında bir kitap yorumu yazmıştım. Okuyanlarınız hatırlar, okumayanlarınız için de linkini yeniden buraya bırakacağım.

Sebastian Fitzek – Das Paket 

Kitap yorumlarıyla ilgili en dikkatli olmaya çalıştığım konu kitap hakkında “spoiler” denen bir nevi kitabın heyecanını kaçıracak fazla bilgiler vermekten sakınıyor oluşumdur. Fakat bu yazı bir kitap yorumu olmadığından biraz bilgi vermek istiyorum. Yani spoiler sevmeyenler dikkat! Lütfen bir sonraki paragrafı atlayın.

Kitapta bir seri katilin kurbanı olan Emma’nın yaşadığı paranoyalardan bahsetmiştim. Yazar bir şekilde sizi de bu paranoyalara sürüklüyor ve kitabın başından sonuna kadar katilin kim olduğu hakkında çeşitli fikirler yürütmenize sebep oluyor. Kitabın sonunda ise yaşanılan her şeyin aslında bir aşk cinayeti olduğunu anladığınızda bir yandan şaşırıp bir yandan da vay demenize sebep oluyor. Yazılarımı takip ediyorsanız bilirsiniz ben aşkın işin içine girdiği kitaplardan pek hoşlanmam. Fakat aşkın saplantı boyutuna dönüştüğü bu halin bir psikolojik gerilim kitabı içerisinde kullanışını çok beğendim. Gerçekten etkisinde kaldığım bir kitap oldu.

İzlediğim en korkunç filme gelince de, öncelikle sizi uyarmak istiyorum. Bu film gerçekten zayıf mideleri rahatsız edecek şekilde. “Would You Rather” ya da Türkçe çevirisi ile “İster misin?” isimli 2012 yapımı olan bu filmde yardıma ihtiyacı olan bir grup insanın bir organizasyon tarafından bir oyun oynanarak sadece kazananın yardımı alabileceği bir akşam yemeğine davet edilmesiyle başlıyor. Bunun genel bir kişilik testi tarzında bir oyun olduğunu sanan katılımcıları gerçekten psikopatça hazırlanmış kanlı bir oyun bekliyor.

Korku filmlerinden kolaylıkla etkilenen biri değilim ama bu filmi izlerken bazı sahnelere bakmakta gerçekten zorlandığımı söyleyebilirim. Bu yüzden de korkuseverseniz mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Siz Ekim ayında korkunç bir şeyler okuyup izlediniz mi? Ayrıca “korku” teması hakkında ne düşünüyorsunuz?

12 thoughts

  1. 25 yaşıma kadar izlediğim tek korku filmi “It” olmuştu ve onu çok da aşacak bir film olduğunu düşünmüyordum. Sonra bir korkuseverle yaşamaya başlayınca, bende de bir korku sevgisi yeşerdi. Gerçi kanlı değil de daha çok ruh, iblis, hayaletli olanları seviyorum. Bu anlamda benim için Conjuring serisi 1 numaradır 🙂
    Yeni It de güzel fakat eskisi 11 yaşında beni nasıl içine aldıysa, aynı hisleri bekledim ama normal bir korku filmiydi.

    Liked by 1 kişi

    1. Conjuring serisi de gerçekten çok etkileyici filmlerden. 😊 Paranormal filmler ilginizi çekiyorsa eğer henüz izlemediyseniz “Deliver us from Evil” isimli filmi de tavsiye ederim. Korkutucuydu gerçekten. 😊 11 yaşındaki bir çocuk için IT eminim çok korkutucu olmuştur. Ben de küçükken Freddy Krueger’dan çok korkardım şimdi görünce gülüyorum. 😊Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Beğen

  2. Her yaz, kardeşimle beraber kaldığımız günlerde, korku filmi gecesi yaparız. Aklınıza gelecek her çeşit korku – gerilim filmlerini izledik. Bende etki bırakan Autopsy Jane Doe ve geçen haftalarda izlediğim It. Silent Hill’in yeri ayrıdır. 13 Ghosts ise çocukluğumun travmasıdır. İlk izlediğim korku filmi olabilir.

    Liked by 1 kişi

    1. Bayılırım korku filmi gecelerine. 😊 Eminim çok keyifli oluyordur. Bahsettiğiniz filmleri ben de izledim gerçekten çok kaliteli yapımlardı. Korku filmi seven herkesin bir çocukluk travması filmi vardır. 😊 Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Liked by 1 kişi

  3. Yıllar oldu bir korku filmi izlemeyeli ama bugün bir tane izleyeceğim yazınızın şerefine. Bahsettikleriniz benim için upper level ama. Ben en iyisi ilk karşıma çıkanı izleyeyim. Ne çıkarsa artık…

    Liked by 1 kişi

  4. Ağrı veya hoşa gitmeyen bir deneyim yaşayan birini gördüğümüzde, bizim de beynimizde aynı bölgeler etkinleşiyor, böylece karşımızdaki insanın acısını anlayabiliyoruz. Bu duyguları kendimizin gibi algılamamızı kendi duyularımız engelliyor. Belki de bu yüzden denetimli bir korkuyu eğlenceli görebiliyoruz. Elbette arkadaşlarla daha da bir eğlenceli oluyor.

    Küçükken çok korkmama karşın, şimdi çoğunlukla hiçbir korku filminden etkilenmiyorum. Çocukken sadece 5 dakikasını izlediğim Gizli Dosyalar(X Files) uzun bir süre aklımdan çıkmamıştı. Amerika’da yayılmış neredeyse bütün paranormal söylentileri uzaylı iddialarını bölüm haline getirmiş bu yapım günümüzde de keyifle izlenebiliyor.

    Liked by 1 kişi

    1. Çok güzel bir açıklama yapmışsınız korku ile ilgili. 😊

      X Files benim de çok severek izlediğim bir yapımdı. Intro müziği bile aklımda şu an, duyduğum an ürpermeme neden olurdu. 😊

      Ben çocukken büyük bir merak duyardım korku filmlerine. Bir kanal geceleri Elm Sokağı Kabusu’nu yayınlardı da annemlerin uyumasını bekleyip gizlice gidip izlerdim sonra da çok korkardım. 😊 Şimdi korkudan ziyade rahatsız edici bulabiliyorum bazen korku filmlerini. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. 😊

      Beğen

  5. Küçük yaştan beri korku filmi seven biri olarak korkuya bakış açımı değiştiren kesinlikle Incarnate filmi olmuştu. Salt korku objelerine, şeytanlara ve kötü ruhlara bilimsel yaklaşabilmek bence oldukça heyecan vericiydi.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s