İnsanın Gerçek Düşmanı

“Küçük insanların büyük gölgelerinin olduğu yerde güneş batmak üzeredir.”     – Çin Atasözü

Bir dünya düşünün… Nereden geldiğinizin, ne yaptığınızın hiçbir önemi yok. Hatta gerçekte kim olduğunuz da fark etmez, çünkü bu dünyada istediğiniz kişi olabilirsiniz.

Bu yeni dünyayı artık aramızda tanımayan yok. Sosyal Medya… Sosyal medyanın zararları gibi bir yazı yazmak değil amacım. Artık aramızda öyle veya böyle bunun bir parçası olmayan biri yok. Sosyal medyayı kullanmakta kanımca bir sorun da yok, gelişen teknoloji ile hayatımıza yeni kavramlar giriyor ve girmeye devam edecek. Biz insanlar teknolojiyi geliştirebilecek özelliklere sahip olduğumuza göre, onu doğru kullanmayı da başarabiliriz demektir. İnsanların olumlu olabilecek bir şeyi bazen kötü niyetlerle bazense yalnızca zayıf oldukları için yanlış kullanıyor olmaları, o şeyin kötü olduğu anlamına gelmez.

Sosyal medyanın da tam olarak böyle olduğunu düşünüyorum. Bu dünyada sesimizi binlerce insana eskiye oranla daha kolay duyurma şansına sahibiz. Alkol gibi düşünün, tıbbi alanda kullanımı insana yarar sağlarken, zayıf insanlarca bağımlılığa dönüşüp onlara zarar veriyor. Sosyal medya da aynı şekilde aramızda yalnızca zayıf olanları kurban eden bir gelişme.

Instagram, Tumblr, Facebook ve niceleri… Takipçi arttırma yollarından, en fazla beğeni alma savaşlarına kadar giden yüzlerce içerik. İnsanın hırsı her yerde olduğu gibi burada da onu zayıf düşürüyor. Her geçen gün daha fazla sosyal medya bağımlılığı, telefon bağımlılığı gibi terimler duyuyoruz. İnsanlar aslında yalnızlıklarına bir çare arıyorlar. Yanlarında yüzlerce insan var, ne yalnızlığı diye düşünmeyin. Yalnızlığın en kötüsü kalabalıklar içinde olanıdır.

Bu yeni bağımlılık ile birlikte insanın gerçekte ne olduğunun bir önemi yok, önemli olan nasıl göründüğü…

“Kendini olduğu gibi kabul etmek istemeyen tek varlık insandır.” – Aristo

İnsanın bu durdurulamaz dürtüsü, onu aynı zamanda sanal dünyanın bir mahkumu ve kurbanı haline getiriyor. Oysa nasıl göründüğümüzden ziyade biraz da kendimize yatırım yapsak, o emekleri biraz da kendimiz için harcasak ve en önemlisi gerçekten gelişen bir dünya için önce içerisindeki insanların gelişmeleri gerektiğini anlayabilsek, teknolojinin bize zarar vermesine engel olabilirdik.

“Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak.” – Albert Einstein 

Yazımı bitirirken size tam da bu konuyu ele almış bir dizi önerisi yapmak istiyorum. Black Mirror dizisini daha önce de önermiştim. Dizinin 3. Sezonunun 1. Bölümü tam da bu konuyu, çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. İzlemenizi tavsiye ederim.

6 thoughts

  1. Felsefe, Psikoloji, Şiir meraklısı bir insan olarak Aristo’nun bahsettiği,

    “Kendini olduğu gibi kabul etmek istemeyen tek varlık insandır.” sözü üzerine sayfalarca makale yazabilirim,

    Ki yıllar önce okuduğum Irvin D. Yalom’ın divan kitabında geçen bir alıntıda da psikolog hastasına şöyle diyordu sanırım..

    “Bana gelen hastaların çoğu kendilerini hep olduklarından farklı biçimde görürler, Ben onların aslında kendilerinin ne olduklarını gördükleri bir aynayım sadece..”

    Yazılarınızın devamı dileğimle..

    Liked by 1 kişi

    1. Üzerine gerçekten uzun uzun düşünülmesi gereken bir söz Aristo’nunki. Irvin Yalom ise kitaplarını çok sevdiğim bir yazardır ve hastarıyla ilgili anıları yoluyla gerçekten kendimizle ilgili çok şey görmemizi sağladığını düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkür ederim. 😊

      Liked by 1 kişi

  2. Ileri teknolojinin zarari insanin ona yaklasimindan kaynaklaniyor bence. Bir yandan bilgiyi yuceltirken diger yandan insani aptallastiracak seylere de musade ediyoruz. Guc cahil insanlarin elinde tehlikeli hale gelir, aksine hic rastlamadim. Cok guzel bir yazi olmus, tebrik ederim 🙂

    Liked by 1 kişi

    1. Kesinlikle katılıyorum. Teknolojinin bize zarar vermesine izin verdiğimiz sürece zarar görürüz. Teknolojiyi suçlamak yerine kendi kişisel gelişimimize emek vererek buna engel olabiliriz. Yorumunuz için teşekkür ederim. 😊

      Beğen

  3. Bu konu gerçekten son derece hassas-bi de yapay zeka söylentileri ve çalışmaları daha da ürkütüyor beni- sosyal medya olarak bi whatsapp bi de bu bloğu kullanıyorum, sosyal medyayla facebookla tanıştım ama durup izledim ve izledim sonra hızla uzaklaştım. Yalnızlık,şahsilik naylonlaşmış gibi ya da sanal yalnızlık diyelim insanlar içinde insansız olmanın ötesinde benliğinden bile uzaklaşmak

    Liked by 1 kişi

    1. Dozunda kullanıldığında hayatı kolaylaştırdığı inkar edilemez bir gerçek, fakat kendimizi kontrol edemeyip bu dünyaya kapılırsak bizi gerçekten de yalnızlaştıran ve gerçek olmayan şeylere inandıran bir hal alabiliyor. Her şey böyle değil mi zaten? Boşa dememişler, kontrolsüz güç güç değildir. Yorumunuz için teşekkür ederim. 😊

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s