Mutluluk Kazanılmış Bir Zaferdir

“Bu yaşam, her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir. Kimi acısını soba karşısında çekmek ister, kimi pencere kenarında iyileşeceğini sanır. Bana kalırsa, hep bulunmadığım yerde rahat edeceğimi sanırım.” -Charles Baudelarie 

Daha önceki bir yazımda bizi mutluluktan mahrum eden şeylerden bahsetmiştim.

Kendimizi Mutluluktan Nasıl Mahrum Ederiz? 

Felsefe çoğu insan tarafından hep sorunları tartışmak üzerine olduğu ve nadiren cevaba odaklandığı şeklinde eleştirilir. O yüzden bugün başka bir soru soracağız kendimize, mutluluğa nasıl ulaşabiliriz?

Hayatımız boyunca hep bir şeylerin gerçekleşmesini bekleriz. Mutluluk çoğu insan için yalnızca bir hayaldir. Başka bir yerde yaşadığımda mutlu olacağım, şu işi başarırsam her şey değişecek…  Tarih boyunca pek çok ünlü filozof mutluluğu tanımlamaya çalışmış ve ona nasıl ulaşılabileceğine dair fikir yürütmüştür.

Mesela Aristo, mutluluğun hissedilebilir bir duygu olduğundan ziyade onun bir hayat tarzı olduğuna inanıyordu ve insan ona ancak erdemle ulaşabilirdi. Epiküros içinse mutluluğun anahtarı denge ve ılımlılıktı. “Azla yetinemeyen insan hiçbir şeyle memnun kalmaz.” cümlesi onun için bir nevi mutluluğun tanımıydı. Nietzsche için ise mutluluk kısa ömürlüydü ve her an geçebilecek bir ruh halinden ibaretti. Peki sizin için mutluluk nedir?

“Mutluluk başka bir yerde değil, o senin içindedir. Başka bir zamanda, daha sonra değil, tam şu an senin içindedir.”     – Osho

Bence mutluluk bir seçimdir. Nerede olduğunuzdan, neye sahip olduğunuzdan hatta kim olduğunuzdan bağımsız olarak aldığınız bir karardır. Mutsuz insanın hep suçlayacak bir şeyleri vardır ve gerçekleşseydi mutlu olabilecekleri hayalleri… Bence bir kere mutsuz olmayı seçmişseniz, nereye giderseniz gidin, mutsuzluğunuz sizinle peşinizden gelir.

Mutluluk biraz da şükretmektir. İnançlı insanların diğerlerine göre biraz daha mutlu yaşamalarının sebeplerinden biri de budur. Neye sahip olmadığımıza odaklanıp bunun için üzülmektense, daha kötüsünü yaşamadığımız için şükredebilmektir. Olur da daha kötüsü başınıza gelirse de unutmamaktır, beterin her zaman beteri var.

 

17 thoughts

  1. Eldekilerle mutlu olmak, olana şükretmek…
    Mutluluğun başka nasıl tanımlayabiliriz, sen yazmışsın zaten.
    Kalemine sağlık. 🙂

    Liked by 1 kişi

      1. Çok basit bir örnek ile bu metniniz bana mutlu olmayı dayatıyor, çünkü mutluluğu bir başarı veya zafer olarak niteliyor. Ancak neden mutlu olmam gerektiğini açıklamıyor.
        Sizin metninizden bağımsız olarak ise, sürekli etrafımızda mutluluk satan tacirlerin bu kadar çok olması da açıkçası ”neden mutlu olmam gereksin ki?” sorusunu daha da çok düşünmeme sebep oluyor. 🙂 En nihayetinde mutluluğun bir seçimden ziyade olması gereken ”durum” olarak algılanmasından şikayetçiyim. 🙂 Neden mutlu olmak zorundayım? Böyle düşünmenizin sebebi nedir?

        Liked by 1 kişi

      2. Mutluluğu kazanılmış bir zafer olarak nitelememin sebebi hayatımızda bizi mutsuzluğa iten çok fazla dış etken olduğuna inanıyor oluşumdur. Tabi bu mutluluğun bize ne ifade ettiğine de bağlı bir durum. Günümüzde hep daha fazlasına sahip olma içgüdüsü uyandıran, bunu özendiren hayatların bizden mutluluğumuzu çaldığına inanıyorum. Buna kapılmak yerine elimizdekilere şükretmenin bize mutluluğu kendiliğinden getireceğini, yani aslında mutluluğa giden yolun bir seçim olduğunu düşünüyorum. Zorunda mısınız? Tabi ki değilsiniz. Mutluluk olması gereken bir durumdan ziyade kanımca insanın doğasında bulunan bir duygu. Onun olmadığı yerde mutsuzluk oluşuyor bence. Farklı bakış açıları ile yaklaşmak çok keyifli oldu. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. 😊

        Liked by 1 kişi

      3. Rica ederim, tabii ki mutluluk insanın doğasında bulunan bir duygu, tıpkı mutsuzluk gibi. 🙂 Başarılar tekrar

        Liked by 1 kişi

  2. ‘Zorba’da şu şekilde geçiyor: “Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyorsu.” (s.102)
    Livaneli de ‘Huzursuzluk’ kitabında, insanın her acıya bir sorumlu bularak rahatlama yolunu seçtiğini ifade ediyor (s.122).
    Yani sizin de belirttiğiniz gibi iş, yürekte ve beyinde bitiyor.
    Elinize sağlık İrem Hanım.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s